26 Eylül 2011 Pazartesi

Ne bu değil mi?
Neden bir kartuş yayınlar insan?
Bir basit kartuştan fazla ne olabilir bu?
.
.
.
vs. vs.
"Nasıl yapılır?" denilen bir program var bazı arkadaşlar izlemiştir yada duyanlarınız olmuştur.Bu programın bir bölümünde HP marka kartuşların yapıldığı tesisler ve bu kartuşların yapılışı anlatılmakta.
Kartuşun üzerinde saç telinin girebileceği kadar ince bir delikten ve yanma odasından bahsediliyor.Bu yanma odasındaki sıcaklık 2milisaniyeliğine güneşten 7 kat daha sıcak hale geliyor ve bu kartuştaki boyar madde o incecik delikten çıkıyor....vs vs.
Güneşten 7 kat sıcak!!!Mesele burda işte bu ne sıcaklıktır filanda değil.Asıl mesele bu 2 milisaniyenin başlangıcı ile son anına kadar yavaşlatarak belki günlerce yada aylarca sürecek bir yavaşlıkta inceleyebilsek ne olurdu?Asıl mesele bu soru bence...
Biz en küçük parçamızdan başlayarak her biri kendi ölçüsünde evrenin modelleri olan sayısız sistemden meydana gelmiş organizmalarız en nihayetinde.
Bu noktadan hareketle o güneşten yedi kat sıcak olan odacıkta bir evren yada (bizim algımızın o ölçüde olduğunu varsayarak konuşuyorum,olmadığını biliyorum ama ya bilgimiz bunu da kapsar hale gelirse bir gün?) evrenler sistemi var olup yok olmaktaysa.
Big bang'i hayal edin.Bir noktadan başlayan ve daha önceleri sıcak olan ve soğumakta olan bu yaşlanan evrendeyiz hepimiz.Ve bir gün bu genişlemenin bitip evrenin çökeceği tahmin edilmekte.
Bu varsayımla ilgili satırlar dolusu yazı yazılıp teoriler ortaya koyulabilir ama ana konudan uzaklaşmak istemiyorum.
Bu 2 milisaniyede var olan bu mikro kozmik olayda yaşayan ve yok olan canlılar olduğunu farkedersek eğer ne olur?
Kuvvetle muhtemel bir kaç topluluğa bölünürüz ve bazılarımız o yeni bulunan yaşam formlarını koruma ve yaşatma derneği kurup onların özgürlüğünü ve yaşama hakkını gasp ettiğimizi söyler ve hp gibi şirketlerin önünde eylemlere başlarlar.
Birkaç tarikat bu formların tüm yaşantıları bizim algımızda 2 milisaniye ise bizde farklı bir yaşam formunun hayatında 2 milisaniyelik bir zaman dilimindeyiz diyerek propaganda yaparlar. vs. vs.
Bu tip teoriler kurgulamak kolay fakat zaman mefhumunun bu denli bir göreceliğe sahip olduğuna uyanan zihinlerimiz önce Einstein'in bu görecelik teorisini kanunlaştırıp rahmetle kendisini yad edecektir evvela.
Benim en çok merak ettiğim ya sonrası?
Nasıl yaşarız eskisi gibi?
Nasıl hala milattan önce ve milattan sonra gibi bir tarihsel çizgiden bahsedebiliriz?
Kısacası biz nasıl artık biz olabiliriz?Kısa yada uzun sürecek olan bir kaostan kendimizi nasıl koruyabiliriz?
Neyse canım sonuçta bir kartuş bu ve böyle birşey olamaz zaten.Değil mi?Hergün milyarlarca sayfa yazı yazdırılıyor ve bu sadece bir odacıkta olanlar idi.
Böylesi birşey ancak filimlerde olur ve çok saçma.
.
.
.
vs. vs.
Bundan 10 küsür sene önce cep telefonları da bu cümleler ile olamaz denilerek nitelendirilmişti.
Televizyon 20 küsür sene önce...
Araba 90-100 küsür sene önce...
.
.
.

Avuçlar


"Annesiyle beraber bir bakkaldan alış veriş yapan küçük çocuğa dükkân sahibi şeker kutusunu açıp, “İstediğin kadar al yavrum” der. Çocuk el uzatıp almaz, çekingen davranır. Bakkal, bir avuç şekeri kendi uzatır, verir. Dışarı çıktıklarında annesi;
“Yavrum, bakkal amca al dediğinde niye almadın?” der.
Çocuk:
“Anneciğim, benim ellerim ufak, bakkal amcamınkiler daha büyüktü. Onun vermesini bekledim,” der.
İşte biz de bu çocuk gibiyiz Allahım. Sen bizim küçücük ellerimizle istemelerimize, o sonsuz büyük kerem elinle ve o sonsuz büyük rahmet elinle ver.
Senin hazinen hiç bitmez... Küçük büyük verdiğin her nimete hamd olsun. Gönderdiğin o Sevgili Peygamberimize (asm) de salât ve selâm olsun."

Daha önce paylaştığım bu yazıyla başladım belki doğru belki yanlış bilemem ama avucu büyük olan biri var hamde herkesten daha da büyük avuçları olan. Biraz olsun O'nu anayım istedim.